top of page

Yatırımda İlk 1000 Gün

  • Yazarın fotoğrafı: Erol Polat
    Erol Polat
  • 12 Ağu
  • 2 dakikada okunur

Uzun bir aradan sonra yine karşınızdayım.

Verdiğim ara, işlerimi, ilişkilerimi toparlamaya çalıştığım, 40 yaş bunalımıyla mücadele ettiğim bir sene oldu. Pek başarılı oldum mu emin değilim ama rejenere olmam gerektiği aşikar.


Bunun için tek bildiğim ve benim için hep işe yarayan şeyi yapacağım; bir şeyler üreteceğim, en azından bir iki satır yazacağım. Elimden geldiğince sizlerle her Salı 2-3 dakikalık okuma süresi olan, yatırımla ilgili yazılar paylaşacağım, ileride bir podcast veya vlog da yapabilirim, önerilerinize açığım.


İlk yazıyla başlayalım.

Bu hayat koşulları karşısında yatırım yapma zorunluluğu ortada. Ama “Yatırım yapmaya başladım” demekle bitmiyor...yatırım yapmaya başlamak yeni bir hayata başlamaya benzer.


Bebeklerin doğduktan sonraki ilk 1000 günü, gelişimlerinin en kritik dönemidir.

Doğumda, ortalama bir bebeğin beyni ortalama bir yetişkin beyninin yaklaşık dörtte biri büyüklüğündedir.


İlk yıl içinde beyin büyüklüğü iki katına çıkar. 3 yaşına kadar yetişkin beyninin yaklaşık %80'i büyüklüğüne ulaşır. Bu dönemde bir bebeğin beyni saniyede 1 milyondan fazla yeni sinir bağlantısı oluşturarak yoğun bir şekilde çalışır.


Bu bağlantılar, hareketlerden dile ve problem çözmeye kadar her şeyi mümkün kılar.


Her işte olduğu gibi yatırıma da bir bebek gibi başla

İşte yatırımda da benzer bir süreç vardır: İlk birkaç yıl, yatırım davranışlarınızın, risk algınızın ve para ile ilişkinizin temellerini atar. Yaptığınız her hata, öğrendiğiniz her ders, paniklediğiniz her grafik…yatırımcı karakterinizi şekillendirir.


İlk yatırımlar genelde rastgele olur. Bir arkadaş tavsiyesi, sosyal medyada duyulan bir hisseden ya da fondan medet umma, bu fon geçen yıl %80 yapmış” gibi sohbetler ya da “altın her zaman güvenlidir” efsanesiyle başlanan serüven... Bunlar öğrenme sürecinin çıraklık dönemidir.


Ve bu çıraklık, para kazanmaktan çok kendinizi tanımakla ilgilidir. Hatta tercihen bu dönemde kazanırken yaptıklarınızdan çok kaybederken ne yaptığınız önemlidir.


Zekâ mı Davranış mı?

Morgan Housel şöyle diyor:

“Parayla ne kadar iyi geçindiğiniz, zekânızdan çok davranışlarınıza bağlıdır.”

Yani ne kadar bilgi bildiğiniz değil, stres anında nasıl davrandığınız belirleyicidir.  Örneğin, bir kriz anında panik satış mı yapıyorsunuz, yoksa sakin kalıp uzun vadeyi düşünebiliyor musunuz? İşte bu, ilk 1000 günün size öğrettiği en büyük derstir. Akıllı yatırımcı yolculuğuna bu dersi almakla başlar.


Disiplini Kim Öğretiyor?

Yatırım disiplininin oturması zaman alır ve bu zamanı, harcamamak yerine biriktirmek, sabretmek, çeşitlendirme gibi küçük ama etkili alışkanlıklarla doldurmanız kritiktir.

O ilk dönemde,

  • Her yükselişi kaçırmak sizi üzer.

  • Her düşüş sizi korkutur.

  • Her fikir mantıklı gelir.


Ama sonra anlarsınız: yatırım, başkalarının değil kendi kararlarınızın yolculuğudur.


Kapanışta Minik Bir Gerçek:

Yatırımın ilk 1000 günü kolay geçmez. İlk 1000 gün, herkesin yatırımda “çocukluk” dönemidir. Ağlamalar olur, düşmeler kaçınılmazdır. Ama sonra yürümeye başlarsınız. Hatta koşmaya...Bu düşüşler, büyümeye engel değil, tam aksine büyümenin bizzat kendisidir.

Yeter ki ilk adımlarınızı hafife almayın.Çünkü sonrasında neye dönüşeceğiniz, o ilk dönemde gösterdiğiniz sabır ve davranışlara bağlıdır.


Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Beğenin, paylaşın ve hep yatırımda kalın 🖖

 
 
 

Yorumlar


©2024, Her gün Yatırım Düşünüyorum.

bottom of page