Sepet sepet yumurta, portföyünü çeşitlendirmeyi unutma!
- Erol Polat

- 15 Şub 2024
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 Şub 2024
Yatırım yaparken bazı temel kurallar var, portföyünüzü çeşitlendirin, uzun vadeli düşünün, portföyünüzü düzenli dengeleyin, duygularınızı kontrol edin vs. Hepsi önemli, hepsini kulağa küpe yapmak lazım. Yatırım düşünürken hepsine değineceğiz 😊
Öncelikle hep söylediğim portföyünüzü çeşitlendirin, yumurtaları tek sepete koymayın konusunu biraz açalım.
Harry Markowitz isimli bir abimiz, rahmetli, 1952’de modern portföy teorisini (MPT) geliştiriyor, 1990’da da bu teoriyle Nobel Ekonomi Bilimleri ödülünü alıyor.
Teoriyi anlatırken elimden geldiğince basitleştireceğim ama bu yazı az biraz akademik olacak şimdiden söyleyeyim 🤓
MPT, yatırımcıların risk ve getiri arasındaki ilişkiyi optimize etmelerine yardımcı olan bir teori. Teori temel olarak yatırımcıların tek bir varlığa yatırım yapmak yerine, farklı varlıklar arasında çeşitlendirme yaparak risklerini azaltabileceklerini ve getirilerini optimize edebileceklerini savunur.
Son derece anlaşılır bir mantığı var. Diyelim %50 A fonundan aldınız, %50 B fonundan, A’nın performansı eksi %10 bile olsa toplam portföye etkisi eksi %5 olur. Eğer B fonu A ile ters korelasyondaysa ki istenen budur, o zaman A fonu kaybetse bile B kazandıracağı için sizin toplam portföyünüz kazanabilir. Özetle MPT’sine göre tek bir yatırımın performansı, portföyün tamamını nasıl etkilediğinden daha az önemlidir, önemli olan optimal denge noktasını bulmak.
Bunun için de teori, verimli sınır (efficient frontier) kavramını ortaya koyar. Verimli sınır, yatırımcıların en yüksek getiriyi elde etmek için hangi risk seviyesini kabul etmeleri gerektiğini gösterir.
Aşağıdaki grafik verimli sınırı görselleştirmek için faydalı…Varlıkların olası her kombinasyonu, portföyün riski X ekseninde ve beklenen getiri Y ekseninde olacak şekilde bir grafik üzerinde çizilebilir. Bu grafik, bir portföy için en arzu edilen kombinasyonları ortaya çıkarır.

Örneğin, Portföy A'nın beklenen getirisinin %8,5 ve standart sapmasının %8 olduğunu varsayalım. Portföy B'nin beklenen getirisinin %8,5 ve standart sapmasının %9,5 olduğunu varsayalım. Portföy A aynı beklenen getiriye ancak daha düşük riske sahip olduğu için daha etkin kabul edilecektir.
En etkin portföylerin tümünü birbirine bağlamak için yukarı doğru eğimli bir eğri çizmek mümkündür. Bu eğriye verimli sınır adı verilir. Yatırımınız bu eğriye ne kadar yakınsa o kadar verimli sayılır.
Modern portföy teorisi, pasif yatırımın temelidir. Bununla birlikte, getirilerini pasif yatırımın sağlayabileceğinin ötesinde artırmaya veya risklerini daha önemli bir şekilde azaltmaya ya da her ikisini birden yapmaya çalışan birçok yatırımcı var.
Bu durum alfa arayışı olarak bilinir. Alfa arayışı piyasayı geride bırakan getirilerin ve çoğunlukla aktif olarak yönetilen portföylerin arkasındaki fikirdir.
Artık Foneria gibi uygulamalar varlık dağılım modellerini, koda dökerek makine yardımıyla çalıştırıyor ve aktif olarak yönetiyor. Size de en uygun Otonom Portföy’ü alıp performansını izlemek kalıyor.
Yok ben kendi portföyümü kendim kuracağım, varyans, kovaryans, standart sapma filan benim için çıtır çerez ama yıl olmuş 2024 halen 1950 model teoriyi mi kullanacağız? diyorsanız. Cevabım, evet, en azından büyük ölçüde.
Ama teorinin bir zayıf noktası var. MPT, yatırımcıların riskten kaçındığını, yani belirli bir getiri seviyesi için daha az riskli bir portföyü daha riskli bir portföye tercih ettiklerini varsayar. Bu varsayım herkese uymadığı aşikâr. Bu yüzden post modern portfolyo teorisine de (PMPT) çok kısa bakmakta fayda var.
PMPT, MPT'nin bazı varsayımlarını ve sınırlamalarını aşmayı amaçlayan daha yeni bir teoridir, 3 temel konuda farklılaşır.
1. Risk Ölçümü:
MPT: Riski, bir varlığın ortalama değerinden sapma derecesi olarak tanımlar ve varyansı risk ölçüsü olarak kullanır.
PMPT: Riski, sadece varyansla sınırlı kalmayıp, aşağı yönlü risk, tail risk ve asimetrik risk gibi diğer risk faktörlerini de dikkate alır.
2. Getiri Dağılımı:
MPT: Getirilerin normal dağılıma sahip olduğunu varsayar.
PMPT: Getirilerin her zaman normal dağılıma uymadığını ve asimetrik olabileceğini kabul eder.
3. Yatırımcı Tercihleri:
MPT: Yatırımcıların sadece riske ve getiriye odaklandığını varsayar.
PMPT: Yatırımcıların likidite, işlem maliyetleri ve vergisel etkiler gibi diğer faktörleri de dikkate alabileceğini kabul eder.
Bu yazı fazla akademik oldu farkındayım ama Nobel ödülü alan bir teoriyi de yumurtaya, sepete indirgemek istemedim 😊 Ama işin özeti gerçekten de bu.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.
Beğenin, paylaşın ve hep yatırımda kalın 🖖



Yorumlar