Kazandıran Sabır mı, Yoksa Zaman mı?
- Erol Polat

- 2 Eyl
- 3 dakikada okunur
Haftanın yazısıyla karşınızdayım. Güzel yorumlarınız ve destek mesajlarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ben bu yazıları yazarken çok keyif alıyorum umarım siz de keyifle okursunuz. Daha bilinçli bir yatırımcı olma yolunda bir nebze yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana.
Teşekkürlerimi ilettikten sonra yazıya başlayayım 😉
Uzun bir aradan sonra tekrar spora başladım. Yıllarca tenis, yüzme, bisiklet, yelken, triathlon bile yaparken, son 4 senelik yoğun tempoyla birlikte sıfır spor yapan, sonunda yataktan yuvarlanarak kalkabilen birine dönüştüğümü üzülerek kabul ediyorum.
Kafaya koydum, eski sağlığıma ve enerjime kavuşacağım ama önce kardiovasküler olarak kendimi idmana hazırlamam lazım. Dün ilk sabah koşumu yaptım...zor geldi, en son ne zaman bu kadar terlediğimi nefes nefese kaldığımı hatırlamıyorum. Eve dönerken, eski halimden eser kalmadığını düşünüyordum, moralim biraz bozulmuştu ne yalan söyleyeyim. Kendimi biraz gaza getirmem ve hatırlamam gerekti; "Bu iş böyle Erol bir süre zorlanacaksın, disiplini elden bırakma, bir süre sonra nefesin açılacak daha kolay olacak, No Pain No Gain."
İşte ben spora yeniden başlarken kendime söylediklerimle, yatırım yapmaya başladıktan itibaren sık sık duyduğumuz "Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır" sözü hemen hemen aynı şey aslında.
Güzel söz ama biraz eksik. Çünkü sadece sabır tek başına kazandırmaz. Sabır, bizi oyunda tutar; yani panik yapmadan elimizdeki yatırımı korumamızı sağlar. Ama kazancı büyüten şey, o sabırla geçirilen zamandır.
Şöyle düşünün Bahçene meyve ağacı diktin. Her gün başında beklesen de fidan bir gecede elma vermez. Sabır seni ağacı kesmekten alıkoyar; ama meyveyi getiren şey zaman olur.
Peki iş paraya geldiğinde bu nasıl çalışıyor? Burada sahneye bileşik getiri çıkıyor. Yani kazancın kazanç getirmesi. Matematiği çok basit bir örnekle açıklayayım:
Diyelim ki ayda 5.000 TL yatırıma yönlendirme imkanınız var. Fazla risk almayı da sevmiyorsunuz, paranızı kısa vadeli sabit getirili menkullerde yada vadeli mevduatta değerlendirdiğinizi düşünelim. Bugünün şartlarını devam etse ayda %3,5 gibi bir net getiriniz olması beklenir.
Ay başında 5.000 TL yatırıyorsunuz. Ay sonunda %3,5 getiriyle 5.175 TL oluyor.
İkinci ay tekrar 5.000 TL yatırıyorsunuz. Bu kez eldeki 5.175 TL de yeniden değerleniyor:
(5.175 + 5.000) × 1,035 = 10.455 TL
Üçüncü ay yine 5.000 TL ekliyorsunuz, toplam tekrar %3,5 büyüyor:
(10.455 + 5.000) × 1,035 ≈ 15.999 TL
👉 Gördüğün gibi her ay yatırılan 5.000 TL, önceki aylardan gelen kazançlarla birleşerek çok daha hızlı büyüyor.
Şimdi şu grafiğe

bakın, iyice içinize sindirin…
1 yıl sonunda: 60.000 TL yatırılmış → 73.000 TL olmuş.
5 yıl sonunda: 300.000 TL yatırılmış → 983.000 TL olmuş.
10 yıl sonunda: 600.000 TL yatırılmış → 8.723.000 TL olmuş.
Kazancın büyük kısmı son yıllarda oluşuyor. İlk yıl “sadece 13.000 TL” kazanç moral bozabilir ama 5 yıldan sonraki büyümeye hızına bakın...zaman uzadıkça bileşik getiri gücünü gösteriyor.
İlk dalgalanmada sabırsızlanıp satıp çıkan yatırımcı, bu tabloyu göremez. Sabırlı olan ise yatırımda kalır.
Ben kendi hayatımda da gördüm. 20’li yaşlarımda, neredeyse kahve parasına denk gelen tutarlarla yatırım fonu alıyordum. O dönem bana pek bir şey ifade etmiyordu. Ama 10–15 yıl sonra geriye dönüp baktığımda, küçük küçük yatırımların nasıl kocaman bir farka dönüştüğünü gördüm. Orada kahraman neydi? Benim sabrım mı? Pek sayılmaz. Asıl işi yapan zamandı.
Sonuç şu: Sabır seni oyunda tutar, zaman kazandırır. Sabır olmadan zaman çalışmaz, zaman olmadan sabır bir şey üretmez.
Not: Sabır ve zaman tek başına yetmez elbette. Yanlış yerde yıllarca sabrederseniz, boşuna zaman kaybedersiniz.😁İşte bu yüzden asıl kazandıran, doğru yerde sabırla geçen zamandır. Önümüzdeki haftanın yazısında sanki oluşmaya başladı..."çıkmayı bilmek" konusunu ele alalım, ne dersiniz?
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.
Beğenin, paylaşın ve hep yatırımda kalın 🖖



Yorumlar